Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
hardened zone
imdat freni
steady level
vocalics
midevi
producing sand
Resonanzmode
indispensable pour
isolated work
Verkehrssicherheitsprogramm
unicúspide
in point
huckleberrying
liquidation proceeds
do scientific study
the drift
minatorially
overlay segment
cosmic-ray shower
far-field source model
pipe size
Versandlast
nebbuk
spin dry
be careless
in point
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
Geçmiş
Cümleler
"in point"
teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
in point
s.
isabetli
2
Genel
in point
s.
münasip
3
Genel
in point
s.
yerinde
"in point"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 114 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
the case in point
i.
söz konusu olan sorun
2
Genel
the point in question
i.
söz konusu
3
Genel
the case in point
i.
sözü edilen sorun
4
Genel
the point in question
i.
sözkonusu
5
Genel
case in point
i.
tipik bir örnek sorun
6
Genel
case in point
i.
söz konusu edilen şeyin bir örneği
7
Genel
case in point
i.
tipik bir örnek
8
Genel
a case in point
i.
söz konusu edilen şeyin bir örneği
9
Genel
a case in point
i.
tipik bir örnek
10
Genel
point in time
i.
çok kısa bir süre
11
Genel
the lowest point in my life
i.
hayatımın en kötü anı
12
Genel
point-in time
i.
geçmişteki her hangi bir ana geri dönüş
13
Genel
low point (to be in something)
i.
(bir işin) gelebileceği en berbat durum
14
Genel
low point (to be in something)
i.
(bir işin) gelebileceği en berbat nokta
15
Genel
point somebody in direction
f.
yön göstermek
16
Genel
in articulo mortis (at the point of death)
s.
ölüm anında olan
17
Genel
in point of fact
zf.
aslını sorarsan
18
Genel
in point of fact
zf.
aslını ararsan
19
Genel
in point of fact
zf.
aslında
20
Genel
in point of fact
zf.
gerçekten
21
Genel
in point of fact
zf.
gerçekte
22
Genel
in point of numbers
zf.
sayıca
23
Genel
up to this point in time
zf.
şu ana kadar
24
Genel
up to this point in time
zf.
şimdiye kadar
25
Genel
in point of
ed.
hususunda
26
Genel
in point of
ed.
bakımından
Öbek Fiiller
27
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar taze durmak/kalmak
28
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar bozulmadan durmak/kalmak
29
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar göz kulak olmak
30
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar korumak
31
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar tutmak
32
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar muhafaza etmek
33
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar bozulmamak
34
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar bakmak/bakımını üstlenmek
35
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar sahip çıkmak
36
Öbek Fiiller
keep until (some point in time)
f.
(belli bir zamana) kadar tazeliğini korumak
37
Öbek Fiiller
reach back into (some point in time)
f.
(tarihte bir zamana) dayanmak
38
Öbek Fiiller
reach back into (some point in time)
f.
(önceki bir şeyden/zamandan) öğeler taşımak
39
Öbek Fiiller
reach back into (some point in time)
f.
(tarihte bir zamana) gönderme yapmak
40
Öbek Fiiller
reach back into (some point in time)
f.
(tarihte bir zamandan) gelmek
41
Öbek Fiiller
reach back into (some point in time)
f.
(tarihte bir zamandan) ilham almak
42
Öbek Fiiller
reach back to (some point in time)
f.
(tarihte bir zamana) dayanmak
43
Öbek Fiiller
reach back to (some point in time)
f.
(tarihte bir zamandan) gelmek
44
Öbek Fiiller
reach back to (some point in time)
f.
(tarihte bir zamandan) ilham almak
45
Öbek Fiiller
reach back to (some point in time)
f.
(tarihte bir zamana) gönderme yapmak
46
Öbek Fiiller
reach back to (some point in time)
f.
(önceki bir şeyden/zamandan) öğeler taşımak
İfadeler
47
İfadeler
there's no point in
expr.
bir anlamı yok
48
İfadeler
in my point of view
expr.
benim bakış açıma göre
49
İfadeler
there's no point in raking over the coals
expr.
geçmişi deşmenin ne anlamı var
50
İfadeler
there's no point in raking over the coals
expr.
geçmişi deşmenin bir manası yok
51
İfadeler
there's no point in raking over the coals
expr.
geçmişi deşmenin bir anlamı yok
52
İfadeler
at that point in time
expr.
o zaman
53
İfadeler
at that point in time
expr.
o zamanlar
54
İfadeler
at that point in time
expr.
o noktada
Konuşma Dili
55
Konuşma Dili
a case in point
i.
ibret verici
56
Konuşma Dili
a case in point
i.
bir durumu en iyi biçimde anlatan örnek
57
Konuşma Dili
a case in point
i.
ibret
58
Konuşma Dili
in point of fact
expr.
aslına bakıldığında
59
Konuşma Dili
in point of fact
expr.
aslında
60
Konuşma Dili
in point of fact
expr.
aslına bakarsanız
61
Konuşma Dili
in point of fact
expr.
şu bir gerçek ki
62
Konuşma Dili
in point of fact
expr.
gerçek şu ki
63
Konuşma Dili
(there's) no point (in) (doing something)
expr.
(bir şey yapmanın) yararı yok
64
Konuşma Dili
(there's) no point (in) (doing something)
expr.
(bir şey yapmanın) manası yok
65
Konuşma Dili
(there's) no point (in) (doing something)
expr.
(bir şey yapmanın) ne anlamı/yararı var
66
Konuşma Dili
(there's) no point (in) (doing something)
expr.
(bir şey yapmanın) anlamı yok
67
Konuşma Dili
no point in something
expr.
bir şeyin anlamı yok
68
Konuşma Dili
no point in
expr.
'-in yararı yok
69
Konuşma Dili
no point in something
expr.
bir şeyin manası yok
70
Konuşma Dili
no point in something
expr.
bir şeyin yararı yok
71
Konuşma Dili
no point in
expr.
'-in manası yok
72
Konuşma Dili
no point in
expr.
-in anlamı yok
Deyim
73
Deyim
the case in point
i.
ibret verici
74
Deyim
the case in point
i.
bir durumu en iyi biçimde anlatan örnek
75
Deyim
the case in point
i.
ibret
76
Deyim
point in time
i.
o an
77
Deyim
point in time
i.
o zaman
78
Deyim
point (one) in the right direction
f.
(birine) doğru yolu/yönü göstermek
79
Deyim
point someone in the right direction
f.
birine istediği sonuca ulaşması için rehberlik etmek
80
Deyim
point (one) in the right direction
f.
(birine) yolu/yönü işaret etmek
81
Deyim
point someone in the right direction
f.
birine doğru yolu göstermek
82
Deyim
point someone in the right direction
f.
birini doğru yönlendirmek
83
Deyim
point (one) in the right direction
f.
(birine) yolu/yönü işaret ederek göstermek
84
Deyim
point someone in the right direction
f.
birine yol göstermek
85
Deyim
point someone in the right direction
f.
birini doğru yola sevk etmek
86
Deyim
point (one) in the right direction
f.
(birine) yolu göstermek
87
Deyim
see the point in (doing) (something)
f.
(bir şeyi yapmanın) altında yatan nedeni anlamak
88
Deyim
see the point in (doing) (something)
f.
(bir şeyi yapmanın) önemini anlamak
89
Deyim
see the point in (doing) (something)
f.
(bir şeyi yapmanın) nedenini anlamak
90
Deyim
see the point in (doing) (something)
f.
(bir şeyi yapmanın) değerini anlamak
91
Deyim
in point of fact
expr.
gerçekte
92
Deyim
there is no point in
expr.
hiçbir anlamı yok
93
Deyim
what's on tap for (some point in time)
expr.
(belli bir zamanın, tarihin) programı/planı ne?
94
Deyim
what's on tap for (some point in time)
expr.
(belli bir zamanda, tarihte) gündem ne?
95
Deyim
what's on tap for (some point in time)
expr.
(belli bir zamanda, tarihte) gündemde/programda ne var?
Konuşma
96
Konuşma
at this point (in time)
expr.
şu anda
97
Konuşma
it is a case in point
expr.
buna bir örnek
98
Konuşma
at that point we started to think there may be something in this
expr.
o noktada bunda bir şeyler olduğunu düşünmeye başladık
Chatleşme Dili
99
Chatleşme Dili
impov (in my point of view)
kısalt.
bence
100
Chatleşme Dili
impov (in my point of view)
kısalt.
bana sorarsan
101
Chatleşme Dili
impov (in my point of view)
kısalt.
bana göre
Teknik
102
Teknik
cutting in point
i.
karşılıklı kestirme noktası
103
Teknik
break-in point
i.
kavuşma noktası
104
Teknik
cut-in point
i.
devreye girme noktası
105
Teknik
sink-in-point
i.
camın batış sıcaklığı
Bilgisayar
106
Bilgisayar
point in time recovery
i.
otomatik ve sürekli devam eden arşivlenmiş işlem kayıt dosyalarından tam veri kurtarmaya olanak tanıyan sql özelliği
Telekom
107
Telekom
break-in point
i.
kavuşma noktası
Otomotiv
108
Otomotiv
turn-in point
i.
dönme noktası
Gıda
109
Gıda
determination of melting point in open capillary tubes
i.
açık kapiler tüplerde erime noktasının tayini
Matematik
110
Matematik
singular point in a curve
i.
eğri üzerindeki tekil nokta
Askeri
111
Askeri
roll-in-point
i.
taarruza geçiş noktası
112
Askeri
turn-in point
i.
dönüş noktası
113
Askeri
roll-in-point
i.
giriş noktası
114
Askeri
coast-in point
i.
kıyı giriş noktası
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of in point
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy