in point - Türkçe İngilizce Sözlük

in point

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"in point" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
in point s. isabetli
in point s. münasip
in point s. yerinde

"in point" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 114 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
the case in point i. söz konusu olan sorun
the point in question i. söz konusu
the case in point i. sözü edilen sorun
the point in question i. sözkonusu
case in point i. tipik bir örnek sorun
case in point i. söz konusu edilen şeyin bir örneği
case in point i. tipik bir örnek
a case in point i. söz konusu edilen şeyin bir örneği
a case in point i. tipik bir örnek
point in time i. çok kısa bir süre
the lowest point in my life i. hayatımın en kötü anı
point-in time i. geçmişteki her hangi bir ana geri dönüş
low point (to be in something) i. (bir işin) gelebileceği en berbat durum
low point (to be in something) i. (bir işin) gelebileceği en berbat nokta
point somebody in direction f. yön göstermek
in articulo mortis (at the point of death) s. ölüm anında olan
in point of fact zf. aslını sorarsan
in point of fact zf. aslını ararsan
in point of fact zf. aslında
in point of fact zf. gerçekten
in point of fact zf. gerçekte
in point of numbers zf. sayıca
up to this point in time zf. şu ana kadar
up to this point in time zf. şimdiye kadar
in point of ed. hususunda
in point of ed. bakımından
Öbek Fiiller
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar taze durmak/kalmak
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar bozulmadan durmak/kalmak
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar göz kulak olmak
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar korumak
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar tutmak
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar muhafaza etmek
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar bozulmamak
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar bakmak/bakımını üstlenmek
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar sahip çıkmak
keep until (some point in time) f. (belli bir zamana) kadar tazeliğini korumak
reach back into (some point in time) f. (tarihte bir zamana) dayanmak
reach back into (some point in time) f. (önceki bir şeyden/zamandan) öğeler taşımak
reach back into (some point in time) f. (tarihte bir zamana) gönderme yapmak
reach back into (some point in time) f. (tarihte bir zamandan) gelmek
reach back into (some point in time) f. (tarihte bir zamandan) ilham almak
reach back to (some point in time) f. (tarihte bir zamana) dayanmak
reach back to (some point in time) f. (tarihte bir zamandan) gelmek
reach back to (some point in time) f. (tarihte bir zamandan) ilham almak
reach back to (some point in time) f. (tarihte bir zamana) gönderme yapmak
reach back to (some point in time) f. (önceki bir şeyden/zamandan) öğeler taşımak
İfadeler
there's no point in expr. bir anlamı yok
in my point of view expr. benim bakış açıma göre
there's no point in raking over the coals expr. geçmişi deşmenin ne anlamı var
there's no point in raking over the coals expr. geçmişi deşmenin bir manası yok
there's no point in raking over the coals expr. geçmişi deşmenin bir anlamı yok
at that point in time expr. o zaman
at that point in time expr. o zamanlar
at that point in time expr. o noktada
Konuşma Dili
a case in point i. ibret verici
a case in point i. bir durumu en iyi biçimde anlatan örnek
a case in point i. ibret
in point of fact expr. aslına bakıldığında
in point of fact expr. aslında
in point of fact expr. aslına bakarsanız
in point of fact expr. şu bir gerçek ki
in point of fact expr. gerçek şu ki
(there's) no point (in) (doing something) expr. (bir şey yapmanın) yararı yok
(there's) no point (in) (doing something) expr. (bir şey yapmanın) manası yok
(there's) no point (in) (doing something) expr. (bir şey yapmanın) ne anlamı/yararı var
(there's) no point (in) (doing something) expr. (bir şey yapmanın) anlamı yok
no point in something expr. bir şeyin anlamı yok
no point in expr. '-in yararı yok
no point in something expr. bir şeyin manası yok
no point in something expr. bir şeyin yararı yok
no point in expr. '-in manası yok
no point in expr. -in anlamı yok
Deyim
the case in point i. ibret verici
the case in point i. bir durumu en iyi biçimde anlatan örnek
the case in point i. ibret
point in time i. o an
point in time i. o zaman
point (one) in the right direction f. (birine) doğru yolu/yönü göstermek
point someone in the right direction f. birine istediği sonuca ulaşması için rehberlik etmek
point (one) in the right direction f. (birine) yolu/yönü işaret etmek
point someone in the right direction f. birine doğru yolu göstermek
point someone in the right direction f. birini doğru yönlendirmek
point (one) in the right direction f. (birine) yolu/yönü işaret ederek göstermek
point someone in the right direction f. birine yol göstermek
point someone in the right direction f. birini doğru yola sevk etmek
point (one) in the right direction f. (birine) yolu göstermek
see the point in (doing) (something) f. (bir şeyi yapmanın) altında yatan nedeni anlamak
see the point in (doing) (something) f. (bir şeyi yapmanın) önemini anlamak
see the point in (doing) (something) f. (bir şeyi yapmanın) nedenini anlamak
see the point in (doing) (something) f. (bir şeyi yapmanın) değerini anlamak
in point of fact expr. gerçekte
there is no point in expr. hiçbir anlamı yok
what's on tap for (some point in time) expr. (belli bir zamanın, tarihin) programı/planı ne?
what's on tap for (some point in time) expr. (belli bir zamanda, tarihte) gündem ne?
what's on tap for (some point in time) expr. (belli bir zamanda, tarihte) gündemde/programda ne var?
Konuşma
at this point (in time) expr. şu anda
it is a case in point expr. buna bir örnek
at that point we started to think there may be something in this expr. o noktada bunda bir şeyler olduğunu düşünmeye başladık
Chatleşme Dili
impov (in my point of view) kısalt. bence
impov (in my point of view) kısalt. bana sorarsan
impov (in my point of view) kısalt. bana göre
Teknik
cutting in point i. karşılıklı kestirme noktası
break-in point i. kavuşma noktası
cut-in point i. devreye girme noktası
sink-in-point i. camın batış sıcaklığı
Bilgisayar
point in time recovery i. otomatik ve sürekli devam eden arşivlenmiş işlem kayıt dosyalarından tam veri kurtarmaya olanak tanıyan sql özelliği
Telekom
break-in point i. kavuşma noktası
Otomotiv
turn-in point i. dönme noktası
Gıda
determination of melting point in open capillary tubes i. açık kapiler tüplerde erime noktasının tayini
Matematik
singular point in a curve i. eğri üzerindeki tekil nokta
Askeri
roll-in-point i. taarruza geçiş noktası
turn-in point i. dönüş noktası
roll-in-point i. giriş noktası
coast-in point i. kıyı giriş noktası